Aşk Mektupları – Letters to Juliet

Shakespare’in Romeo ve Juliet’i aşk dendiğinden ilk akla gelen çiftlerden. Hayal kahramanı olmalarına rağmen özellikle Juliet’in anısı, sanki gerçekte yaşamışcasına canlı tutuluyor. Juliet’in doğup büyüdüğü rivayet edilen İtalya Verona’daki “Juliet’in Evi”ne binlerce mektup gönderiliyor veya bizzat bırakılıyor. Juliet’i Güzin Abla yerine koyan kadınlar, ona aşk acılarını, kocalarıyla olan sorunlarını, hastalıklarını, kayıplarını anlatıyorlar. Bu tek taraflı bir iletişim değil, mektupların her birine yanıt yazılıyor. Bu işi yapanlar, Juliet Kulübü (The Club di Giulietta) adı altında toplanan gönüllüler.

Juliet Kulübü bir kitaba ve ardından filme konu oluyor. Veronalı sanat tarihçisi Ceil Friedman, kardeşi Lise Friedman’la birlikte Juliet Kulübü’nü  yazıyor ve 2006 yılında “Letters to Juliet” kitabı yayınlanıyor. Kitapta Juliet’e yazılan mektupların arkasındaki hikayeler ve Juliet’in Sekreterleri’nin kimler olduğu anlatılırken, kitaptan uyarlanan, aynı adı taşıyan filmde ise Juliet’e 50 yıl önce yazılan mektubun hikayesi aktarılıyor.

Sophia Hall, The New Yorker’da haber dedektifliği yapıyor. Nişanlısı Victor ise kısa süre sonra restoran açacak bir şef. Onun gelecek günlerdeki yoğunluğunu düşünerek Verona’da evlilik öncesi ön balayı yapmak üzere yola çıkıyorlar.

Verona’ya vardıkları andan itibaren Victor’un aklı fikri yerel üreticilerde. İlk günün gezi programını; şarap bağlarını gezme-tadım, zeytinyağı ve peynir üreticileriyle tanışma olarak düzenliyor. Oysa ki operaya gitmeyi hayal eden, kaleyi gezmeyi isteyen Sophia gün sonunda hayal kırıklığına uğruyor. Nişanlısı restoranla ilgili görüşmeler yapmaktan kendini alıkoyamıyor. Sophia, Victor’u mantar gezisinde yalnız bırakıp kendini Verona sokaklarına bırakıyor.  Etrafta gezinirken bir evin bahçesinde dikkatini çekiyor. Dünyanın dört bir yanından gelen kadınlar önlerindeki kağıda mektup yazıyor sonra da evin duvarına yapıştırıyor. Akşama doğru bu mektupları toplayan bir kadına rastlıyor. Merakı onu kadını takip etmeye yöneltiyor.

Bir restoranın arka odasında masa başına oturmuş mektup yazan kadınları görüyor. İki çift laf ettikten sonra onların Juliet’in Sekreterleri olduğunu öğreniyor. 51 yıldır aynı adamla evli olan Donatella, hemşire Francesca, 12 çocuğu, 29 torunu bulunan Maria ve peşine takıldığı Isabella, duvara yapıştırılan tüm mektupları tek tek okuyup yanıt yazıyor.

Isabella’nın annesi Antonia, ısrarlarına rağmen akşam yemeğine kalmayan Sophia’nın eline kese kağıdında kurabiyeler tutuşturuyor. Akşam otel odasında buluşan çift birbirlerine günlerini anlatırken kese kağıdından yayılan koku Victor’un ilgisini çekiyor. Üçgen şekilli kurabiyelerin tadına bayılıyor. Bunlar Antonia ile tanışmasına ve onunla 300 yıllık tariflerinin bir bölümünü öğreneceği bir gün yaşamasına neden oluyor.

Victor’un restoranına yönelik planlarından diğeri şarap müzayedesine katılmak olunca, çift birkaç günü ayrı geçirmeye karar veriyor. Sophia da Juliet’in Sekreterleri ile görüşüyor. Bir gün duvardaki mektupları toplarken duvar taşlarından birinin yerinden çıkması sonucu 50 yıl önce yazılmış bir mektuba rastlıyor. Claire tarafından yazılan mektup onun Lorenzo ile olan aşkını anlatıyor. Sophia Juliet’in Sekreterleri’nden aldığı destekle Claire’e 50 yıl geciken bir yanıt yazıyor.

Aradan 1 hafta bile geçmeden Sophia ve Juliet’in Sekreterleri’ni yakışıklı bir genç adam ziyaret ediyor. Claire’in torunu olan Charlie, Sophia ile sert bir konuşma yaparak küllenen hayalleri canlandırmanın üzüntü vereceğinden söz ediyor. Sophia konunun üzerine gittiğinden Claire’in Verona’ya geldiğini, torununun ona eşlik ettiğini, amaçlarının mektupta tavsiye ettiği üzere Lorenzo Bartolini’yi aramak olduğunu öğreniyor. Onlarla bir süre zaman geçirip yakınlaştıktan sonra yolculukta onlara katılıyor. Böylece haber dedektifliğinden haberciliğe geçmesini sağlayacak bir hikaye yazma fırsatı da yakalıyor.

Yolculuk boyunca Siena ve çevresindeki Lorenzo Bartolinileri ziyaret ederlerken Claire ve Lorenzo aşkının ayrıntılarını öğreniyoruz. Bir yandan da Claire’nin desteklemesiyle Sophia ve Claire arasındaki yakınlaşmaya tanık oluyoruz. Ekip, 10 kadar Lorenzo Bartolini buluyor ancak hiç biri Claire’in aşkı olan Lorenzo değil.

Yolcuğuna son vermeye ve birer kadeh şarap içmeye karar verdiklerinde şarap üretim çiftliklerinden birine sapıyorlar. Bu sapak, onları Claire’in Lorenzo’suna ulaştıracak yol. Aşıklar tam 50 yıl sonra birbirlerini bulmanın sevincini yaşarken Sophia’nın ayrılma zamanı gelip çatıyor. Tipik İtalyan ailelerinin kocaman yemek masasında yedikleri yemekten sonra aklı Charlie’de kalarak Verona’ya hareket ediyor.

New York’taki hayatına geri döndüğünde Claire ve Lorenzo’nun hikayesi ses getiriyor ve Sophia’nın işle ilgili hayallerinin gerçek olmasına neden oluyor. Victor, restoranının açılışı için son hız çalışırken Sophia’nın sevincinin farkına bile varamıyor. Siena’dan gelen bir mektup ile İtalya’ya giden Sophia’nın hayatı bu gezi sonrası epeyce değişiyor.

Film, Romeo ve Juliet’e atıfta bulunan aşk hikayesini anlatırken izleyicileri aynı zamanda gurme gezisine çıkarıyor. Şef Victor sayesinde Verona’ya gelir gelmez, şarap, peynir ve zeytinyağı üreticilerinde geziyoruz. Sophia, Claire ve Charlie’nin Siena’da Lorenzo’yu aramak üzere yaptığı gezide, bağlar arasında gezip bol bol şarap yudumluyoruz. Pizza dışında İtalyan Mutfağı’na damgasını vuran tüm ana yiyeceklerin resmi geçidini izliyoruz. İtalya, yemek filmleri çatısı altında toplanan filmlerin pek çoğuna ev sahipliği yapıyor. Keşke zengin yemek kültürüne sahip ülkemizde de belgesel dışında bu tür filmler çekilse de keyifle izlesek.

Yönetmen      : Gary Winick

Senaryo          : Jose Rivera, Tim Sullivan

Oyuncular       : Amanda Seyfried, Chris Egan, Vanessa Redgrave, Gael Garcia Bernal, Franco Nero

ABD yapımı, 2010

Yazıyı Paylaş

Pin It

Yorumlar

  • 24 Eylül 2012 tarihinde Tümay Öztürk dedi ki;

    Bir arkadaşım bu kızı bana benzettiği için haftalarca aradığım bir filmdi ve bu sene sevgililer gününde bir dergi ekinde verdi. görür görmez hemen aldım izledim:) Film tam benlikti. hem bolbol yemekler, nefis mantarlar, makarnalar, soslar, hem de sonu mutlu biten bir aşk filmi:) Hala Simsim fırsat verdikçe izlerim. bu arada da kız çok güzel hiiiç benle alakası yokmuş:)) ama izlememe vesile oldu en azından:)

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad:
    Yorum: