Ayşe Kadını Rahmetle Anıyoruz!

Refik Halid “Nilgün” adlı romanında Ayşe Kadın’dan söz eder. Ayşe Kadın, Beykoz’un bir ücra bostanında yaz kış demeden uğraşır, fundalar, gübreler, çeşit çeşit fasulyeleri aşılar, köylü aklı ve bilgisiyle bir seleksiyon örneği ortaya çıkarır.

Ayşe Kadın… Patatesi yayan, yiyecek olarak kabul edilmesi için durmaksızın çabalayan Antoine Augustin Parmentier’nin manevi kızı. Ayşe Kadın… Şu bildiğimiz, tombul fasulyelere adını veren kadın. Selim İleri, “Oburcuğun Edebiyat Kitabı”nda paylaşıyor bu bilgiyi.

Ne ilginç değil mi? Yaz kış adından söz edilen bir sebzeye adınızın verilmesi. Kıtaların, yıldızların, hastalıkların ve daha pek çoklarının; onları keşfedenlerin, icat edenlerin isimleriyle anılması hoşuma gidiyor. İşte Ayşe Kadın da bu hikayelerden biri.

Bu arada siz zahmet etmeyin, Antoine Augustin Parmentier kimdir merak ettim, araştırdım, kısaca aktarayım. Sözümüz günün biri patatese gelince uzun uzun sohbet ederiz. Antoine Augustin Parmentier, bir Fransız kimyager. Aynı zamanda Fransız ordusunda subay olan Parmentier, patatesin faydaları üzerine ciddi araştırmalar yapmış.

Larousse FR’den alınan fotoğrafta Antoine Augustin Parmentier

Yaşadığı dönemde Avrupa’nın kıtlık tehlikesiyle karşılaşmış olması Parmentier’yi patatesi savunma konusunda cesaretlendirmiş. Patatesin yararları üzerine bilimsel kitapçıklar yayınlamış. Bu çalışmaları geniş yankı uyandırmış ve sonunda Fransa Kralı kendisine Paris civarında tarlalar tahsis etmiş.

Parmentier ile Ayşe Kadın tanışmış mı, gerçekte manevi baba kızlar mıymış, bu konuda bir bilgiye rastlamadım. Refik Halid, Parmentier ve Ayşe Kadın’ı uğraşları nedeniyle birbirlerine yakıştırmış da olabilir. Burası bizler için muamma!

Eh Ayşe Kadın’dan bu kadar söz etmişken, etli yemek tarifi vermeden kapayalım konuyu değil mi?

Etli Ayşe Kadın Fasulyesi

Malzemeler:
350 gr kemikli parça et,
1/2 kg Ayşe Kadın fasulyesi,
1 yemek kaşığı tereyağı,
1 yemek kaşığı sıvıyağ,
1 orta boy kuru soğan,
1 kırmızı biber (yeşil de olur),
3-4 diş sarımsak,
Yarım yemek kaşığı domates salçası,
1 orta boy domates,
Karabiber,
Tuz,
Arzuya göre acı kırmızı pul biber

Yapılışı:
Tencerede yağları eritip kızdırın. Üzerine kemikli parça etleri ekleyin. 1-2 dakika karıştırın. Tencerenin kapağını kapatıp etler suyunu salıp tekrar çekinceye dek orta ateş üstünde pişirin.

Kırmızı biberi uzunlamasına ikiye bölüp çekirdeklerini çıkarın. Sonra her parçayı yarım ay şeklinde parçalara ayırın. Etler sularını çektiğinde yemeklik doğradığınız soğanları, iri parçalarda kestiğiniz sarımsakları ve bu kırmızı biberleri ekleyin. Soğanlar pembeleşene dek karıştırın. Daha sonra ekleyeceğiniz malzemeler, salça ve kabuksuz olarak küp doğradığınız domatesler olacak. Bu aşamada; tuz, karabiber ve kırmızı acı pul biber ekleyebilirsiniz.

Uçlarını ve varsa kılçıklarını ayırdığınız Ayşe Kadınları yıkayın ve tenceredeki karışıma ilave edin. 1-2 dakika kavurduktan sonra su ekleyin. Tenceredeki malzemelerin üzerini yarım parmak kadar geçsin su miktarı. Önce orta ateşte, yemek suyu kaynadığında kısık ateşte, tencerenin kapağı kapalı olarak pişirin. Arada nazikçe karıştırın tenceredeki fasulyeleri alt üst edin. 25-30 dakikada yemeğiniz pişecektir. Tabii buna en iyisi bir parça tadına baktığınızda damak tadınız karar verecektir.

Ayşe Kadın, rahmetle anıyoruz seni…

Yazıyı Paylaş

Pin It

Yorumlar

  • 27 Ağustos 2010 tarihinde zeliha (umutsepeti) dedi ki;

    çok ilginç gerçekten.Aslında daha önce düşünmüştüm fasülyeye neden bu ismi vermişler diye,ama hiç duymamıştım bu hikayeyi..Çok teşekkürler paylaşımın için..Patatesi de duymamıştım.Patates mi patates deyip geçiyoruz, ve kimbilir yemediğimiz fakat ilerde keşfedilecek ne nimetler var etrafımızda…

  • 27 Ağustos 2010 tarihinde derya dedi ki;

    Canımmm Aylinim sayende hikayesini öğ
    renmiş olduğum çok sevdiğim bu sebze
    nin.Ellerine sağlık muhteşem olmuş be
    reketli sahurlar kocaman kocaman öpü
    yorum…

  • 27 Ağustos 2010 tarihinde ELÇİN'İN YERİ dedi ki;

    gördüğüm zaman bende merak ederdim adının nerden geldiğini..teşekkür ederim paylaşımın için ..ve ellerine sağlık

  • 27 Ağustos 2010 tarihinde Seda'nın Günlüğü dedi ki;

    Canım ne güzel de anlatmışsın. Hikayesini bilmek güzel oldu gerçekten. Eski zamanlarda olupta patatesten bile habersiz olan insanlara kabul ettirmek ne de büyük bir iş olsa gerek. Düşünüyorum da ben şu zamanda önüme gelen yeni bir sebzeye bile tereddütle bakarken, nasıl da zor kabul edebilirim.

  • 27 Ağustos 2010 tarihinde zeynep dedi ki;

    senin ben bu hikayeli tariflerini, okumaya bayılıyorum, açıp bitek efendim yemeğimiz şu şunları koyun tenzereye ısınsın yiyin demeden evvel anlatıyorsun ya sonra ben onları okuyup kocama bööleymiş yaaa diyorum:))

  • 27 Ağustos 2010 tarihinde Asuman Yelen dedi ki;

    Çok güzel bilgiler bunlar. Okuyunca es geçtiğimiz ne çok şey olduğunu anlıyoruz. Bilmesek hiç bir şey kaybetmeyeceğimizi sandığımız, öğrenince de bizi şaşırtacak kadar mutlu eden bu güzellikler bunlar.
    Teşekkürler, sevgiler…

  • 27 Ağustos 2010 tarihinde çeşnici Handan dedi ki;

    Paylaştığın bilgiler için çok teşekkürler. Fasulye harika görünüyor ellerine sağlık.

  • 28 Ağustos 2010 tarihinde Aylin TÜRKŞEN AYSEL dedi ki;

    Handan'ım,
    Beğenmene sevindim, doğrusu ekmeği bana bana yedim, pek lezzetliydi.
    Asuman'ım,
    Söyeldiğin gibi küçük ve mutlu eden ayrıntılar bunlar.
    Zeynep'im,
    Senin önce "kocam" diyen dillerini yerim :) Maşallah, maşallah. Nefes aldıkça hem kendi hikayelerimi anlatmaya hem de okuyup duyduklarımı aktarmaya devam edeceğim.
    Seda'm,
    Çok doğru söylüyorsun. O zamanın insanları için hem zormuş, hem de bana göre keyifli. Değişik lezzetleri tatmaktan hoşlandığımdan olsa gerek.
    Elçin'im,
    Aynı senin gibi merak ettim ve Selim İleri'nin kitabında yanıtını buldum.
    Derya'm,
    Ben de seni öpüyorum, bir de kocaman sarılıyorum, sevgiler

  • 29 Ağustos 2010 tarihinde mine dedi ki;

    bilgi süper, teşekkürler : )

  • 04 Eylül 2010 tarihinde Cocukla Cocuk dedi ki;

    Ayşe Kadın ı da patatesçi fransız amcamızı da bu yazıyla okudum, çok teşekkürler paylaşım için

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad:
    Yorum: