Şef Serkan Bozkurt: “Yemeğe Sevginizi Katmanız Gerekmiyor!”

Kısıtlı zamanda harıl harıl yemek yapmadığım için yorulmadığım, mutfak sanatı adına pek çok bilgi edindiğim bir buluşma oldu bizimki. Huzurlu bir ortamda oturup önümüze gelen sanat eserlerinin damağımızda bıraktığı lezzete kaptırdık kendimizi. Ufuk açan, gelişimimize katkı sağlayacak fikirlerini paylaşan, yemek bloggerlarının dünyasını merak eden bir şefle tanışmak, sohbet etmek, günün en önemli kazanımıydı.

Şef Serkan Bozkurt’un gözlerinden ateş fışkırıyor, zıpkın gibi. Genç yaşına rağmen çok önemli başarılara imza atmış, görmüş geçirmiş. Şimdi bu tecrübelerini İstanbul Dikilitaş’ta açtığı “Serkan Bozkurt Chef’s Table Mutfak Okulu”nda paylaşıyor.

Mutfak, Bozkurt için belki de bir laboratuvar, çünkü bileşimini bildiği materyalleri kullanarak bilim yapıyor orada. “Yemeğe sevginizi katmanız gerekmiyor!”, “Önlüğümü çıkardığımda şefliğim bitiyor!” açıklamalarını yapmaktan da çekinmiyor. Sistem adamı, başarısında bunun payı büyük. Pazarlama ve halkla ilişkiler alanlarına yatkınlığı da dikkat çekici.

Mutfak, masa ve oturma grubunu bir araya getiren Chef’s Table trendi mevcut şimdilerde dünyada. Serkan Bozkurt’unkinde, 4 metrelik, gıpta edilecek endamda 18 kişilik meşe bir masanın etrafında şık, rengarenk, kadife kaplı sandalyeler sıralanıyor. Yemekler, U düzende tasarlanmış, aynı anda 16 kişinin eğitim alabileceği mutfakta pişiyor. Şık koltuk ve sehpalarla değerli eserlerin bulunduğu kütüphaneyi de es geçmemek lazım.

Serkan Bozkurt Chef’s Table Mutfak Okulu’nda uzun kur olarak profesyonellere ve amatörlere yönelik 2 çeşit program bulunuyor. Bunun yanı sıra kendi grubunuzu oluşturup work shop konunuzu belirleyip keyifli saatler geçirebiliyorsunuz. Doğum günü, evlilik yıldönümü vb. özel günlerinizi de Chef’s Table’da unutulmaz kılmanız mümkün.

Şef Serkan Bozkurt ve ekibi, yaratıcı fine-dining hazırladıkları menü ile damağımızı şenlendirdiler. Bir yandan bunları yerken diğer yandan da sohbet ettik, yemeğin mantığına ilişkin bilgiler edindik, doğru bildiğimiz yanlışları öğrendik. Bu bilgileri yeri geldikçe sizlerle de paylaşacağım.

Açılışı, pancarlı humus yatağında sunulan kadayıfa sarılı marine karides ile yaptık. Yanında da zencefil ve limon turşusu vardı.

Babagannuşu asma yaprağında sunmak geldi mi hiç aklınıza?

Beğendi bu kez pankek formunda çıktı karşıma. Üzerindeki kuzu filetosu ağzımda dağılıverdi. Karanfilli nar jelibonları, görünüşleriyle yemeğime eğlence kattı.

Tütsülenmiş lezzetlerin müdavimi olma yolunda hızla ilerliyorum. Tütsülenmiş peynir, sucuk ve etten sonra köfteyi de tatmış oldum. Soslu kırmızı biberle güzel bir uyum yakalamıştı.

İşte favori lezzetim: Sudak balığı soğan yahnisiyle birlikte baklava yufkasına sarılmıştı. Safran soslu sebzeler ile birlikte sunuldu.

Frambuaz sorbe ve bitter terin, damak tadıma uygun şeker oranlarıyla gönlümü fethetti.

Rakıyla dondurma yapmak bilimsel bir çalışmaya imza atmak demek. Zira alkol, oldukça düşük sıcaklıkta donuyor. 2010 yılında düzenlenen Bi’ Büyük Fest’te Ayşem’in hazırladığı rakılı makaronları beğeniyle karşılamıştım. Rakı dondurmayı da kabul listeme aldım.

Şef Serkan Bozkurt, bu sohbetleri aralıklarla yineleyecek. Katılımcılara şimdiden keyifli sohbetler diliyorum.

Yorumlar

  • 09 Ekim 2011 tarihinde Semra Uğuz dedi ki;

    Gördüklerim karşısında hayran kaldım ve birden acıktığımı hatırladım .Yapanların emeklerine ve ellerine sağlık sizlere de afiyetler olsun Aylin’im.

  • 18 Ekim 2011 tarihinde Sütüme Sarelleme Karışma!!! dedi ki;

    Yine öyle bir güne ihtiyacım var kafamı dağıtmak için Aylin:) ne keyifliydi – zamanı durduran tatlar! ahhh o bitter terin! bitirdi beni…

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad:
    Yorum: