Etin Suyuna Giden Adam Nusret Gökçe

Vejeteryanlara uygun olmayan mekan önerilerime devam ediyorum. Ne yapabilirim, tam bir et tutkunuyum. Ortaçağ hanlarını aratmayacak bir atmosfere sahip önereceğim mekan. Bol et, şarap ve en hasından ağaç masalar var Nusr-et Steakhouse’da. İstanbul Etiler Çamlık’ta 2010 yılında açılmış. O günden bu yana şöhreti almış yürümüş durumda. Özellikle iş adamları müdavimleri arasında bulunuyor. Hafta içi veya sonu fark etmiyor, akşam gidecekseniz rezervasyon yaptırmakta fayda var.

Özel dolaplarında dinlenmeye alınmışları da dahil olmak üzere mekandaki envai çeşit çiğ et, içimdeki vahşiyi ortaya çıkardı, mağaralardaki atalarımın kulaklarını çınlattım.

Et sever ancak seçmeyi bilmez biri olarak kendimi uzmanına teslim ettim. Zaten bir menü kartı yok aslında. Et reyonunun önünde uzmanıma kulak verirken karşımda etle adeta aşk yaşayan, onlara masaj yapan, özenle şekle sokan işin erbapları vardı.

Kemiksiz, yağ oranı %25 civarı olan eti, azla orta arası -ki medium rare olarak tanımlanıyormuş- pişirilmek üzere seçtim ve masamıza eşimin yanına döndüm.

“Ailesini adını koyarken mesleğini de belirlemiş sanki!” dedi eşim. Hem bir araya gelen kelimeler hem de anlamı itibariyle alın yazısı baştan yazılmış. İsminin anlamları olan; Allah’ın yardımını alarak, üstün özelliklerini zamanla ön plana çıkararak zafere ulaşmış. İlkokulu bitirdikten sonra seçmiş mesleğini, okulu bırakıp abisinin yanında kasaplığa başlamış. Günaydın Et, onun ilk ve tek işyeri, sonra kendi işinin sahibi olmayı başarmış. Orada geçirdiği yaklaşık 14 yıl boyunca ustalara kulak vermiş, kendini geliştirmiş, vizyon sahibi kişilik olarak zamanla da sivrilmiş. İşyerindeki bazı anlaşmazlıklar üzerine yurtdışına açılan hayatı başlamış. Kaliteli etleriyle bilinen Arjantin’e gitmiş, çiftliklerde, restoranlarda çalışmış, oradan New York’a geçmiş.

Türkiye’ye döndüğünde, bir zamanlar müşterisi olan, işadamı Mithat Erdem ile ortaklık kurarak kendi işinin başına geçmiş. Şimdi müşterileriyle tek tek ilgilenerek damak tatları hakkında bilgi toplamaya ve siparişlerini önerileriyle yönlendirmeye devam ediyor.

Nusr-et’te sunulan hayvanlar, Edirne, Balıkesir, Afyon ve Çanakkale’de özel olarak yetiştirilip Tuzla’da “insani yöntemlerle” kesiliyor. Bir kaç hafta, özel dolaplarında, 0 derecede, hareketsiz dinlendirilen -kuru dinlendirme- etler, dökme demir mangalda meşe kömürü ateşinde pişiriliyor.

Etler, patatesle sunuluyor. Aroması bozulmasın diye salatayla birlikte yenmesi önerilmiyor. Doğrusu çok açtım, etimi beklerken tulum peynirli, nar ekşili yeşil salatamı bir çırpıda yedim. Tahta üzerinde sunulan kocamaaaaan etimin üzerine deniz tuzu yağdırılmıştı. Aman o ne lezzetti Yarabbim! Arada eşimin t-bone steak’ine de sarkıntılık ederek ihya oldum. Keşke buraya gitmeden önce internet sitelerinde yayınlanan Vedat Milor’un programını seyretseymişim. Nusret Gökçe, etin aromasını kaybetmeden nasıl yeneceğini anlatıyor, izlemenizi tavsiye ederim. Vedat Milor etlere bayılmış, şarapları ise vasat buldu anladığım kadarıyla. Onun sorusu üzerine öğreniyoruz ki isteyen müşteriler buraya kendi şaraplarıyla gelebilirmiş.

Eh tabii ucuz değil, kaliteli et sonuçta. Kalite fiyat dengesi var. Bir içecekle birlikte bir porsiyon et yediğinizde, bir meyhanede alkolüyle tatlısıyla birlikte yediğiniz tam bir menüye eşdeğer harcama yapıyorsunuz. Tabii bu yediğiniz etin türüne ve ağırlığına bağlı olarak değişebilir.

Etiler Çamlık’taki restoranın yanı sıra Bebek’te Nusr-Et Burger de bulunuyor. Bağdat Caddesi ve Zorlu Kuleleri’nde de şube açmayı planlıyorlar ancak amaçları restoran zinciri olmak değil. Nusret Gökçe’nin gönlünde yatan aslan, günün biri New York’a gitmek, steakhouse açmak ve tereciye tere satmak. Henüz 30 yaşına gelmeden bu başarılara imza atan Nusret Gökçe’nin yolu açık olsun, hakikaten çok emek sarf etmiş.

Kaynak