Como Agua Para Chocolate – Acı Çikolata

Laura Esquivel, Latin Amerikan Edebiyatı’nın ve “büyülü gerçekçilik” akımının en önemli temsilcileri arasında yer alan bir yazar, aynı zamanda da film yapımcısı. “Acı Çikolata” ilk romanı, yıllar içinde pek çok dile çevrildi, milyonlarca sattı.

Esquivel’in eski eşi Alfonso Arau tarafından çekilen filmi, yıllar yıllar önce bir tv kanalında izledim. Uzun zamandır filmin bir kopyasına ulaşmaya çalışıyorum başarılı olamadım, kitabını okuyayım dedim. Rastlarsanız her ikisini de değerlendirmenizi öneririm.

Öncelikle “büyülü gerçekçilik akımı”nın ne olduğunu aktarmak istiyorum ki, kitabın havasını kafanızda canlandırabilin. Edebiyat alanında büyülü gerçeklik tarzında, okuduğumuz her şey gerçek. Gerçekliğin içinde yer alan olağanüstü olaylar, büyüler, gerçekliğin sadece sınırlarını genişletiyor. Tek başına düşünüldüğünde olması imkansız olan olaylar, hikayenin içinde son derece olası. Fantezi ve gerçek bir noktada buluşur. Bu akımın bazı önemli yazarları: Gabriel García Márquez, Jorge Luis Borges, Paul Auster, Ernst Jünger. Resim sanatından da Salvador Dali’yi örnek verebiliriz.

Acı Çikolata, içinde yemek tarifleri, aşk öyküleri ve kocakarı ilaçları bulunan roman. Kitabın orijinal ismi “Como Agua Para Chocolate” Meksika’da bir deyim. Sıcak çikolata yapılırken suyun ve çikolatanın doğru zamanda bir araya getirilip kaynaştırılması anlamına geliyor.

1800’lü yılların sonlarında Meksika’da yaşayan La Garza ailesinin başından geçenleri okuyoruz. Başkahraman Tita, mutfak masası üzerinde, şehriye çorbası, kaynayan süt, soğan ve sarımsak kokuları arasında doğar. Sonsuz mutfak aşkı burada başlarken Pedro’ya olan tutku dolu aşkın başlaması için bir süre daha beklemesi gerekir.

Aile aşçısı Nacha’nın yanından ayrılmayan Tita, mutfak, meyve bahçesi ve bostan arasında büyür. Tita’nın evin en küçük kızı olarak bir laneti vardır; La Garza ailesinin geleneği üzerine annesi son nefesini verene dek ona bakmakla görevlidir, evlenemez!

Oysa ki Tito ve Pedro birbirlerine deli gibi aşıktır. Pedro sırf aşkına yakın olabilmek için Tito’nun annesinin teklifini kabul ederek ablası Rosauro ile evlenmeyi kabul eder. Yıllarca aynı evde yaşarlar. Tita, acı tatlı duygularını, tutkusunu, sevgisini, hüznünü yemeklerine yansıtır.

Pedro ile Rosauro’nun düğün hazırlıklarına başlayan Tita, Chabela (düğün pastası) hazırlarken o kadar çok ağlar ki damlalardan pasta içine düşenler de olur. Pastadan ilk lokmayı alan konukların yüreğini tuhaf bir nostalji kaplar. İlk belirtileri hıçkırıklar olan ve insan yüreğini hüzün ve yoksunluk hissiyle dolduran bu garip zehirlenme yüzünden her biri, aşklarına ağlar.

Nacha ölünce onun en iyi öğrencisi Tita, çiftliğin başaşçısı ilan edilir. Görevinin 1. yıldönümü geldiğinde, evin damadı Pedro, kutlama için Tito’ya bir demet gül verir. Tito sımsıkı sarıldığı bu gülleri atamaz, Kristof Kolomb öncesi bir Meksika yemeği yapmaya karar verir: Gül yapraklı bıldırcın.

Kitabın her bölümünde bir davet veya kutlamadan söz edilir, yemek tarifi anlatılır, Tito’nun o anki duygusuyla hazırladığı yemeğin yiyenler üzerindeki etkisi aktarılır. Tariflerden hiç değilse birini yapabilmek isterdim. Maalesef malzemelerden en az biri bulunabilir nitelikte değil. Malzemeler yazmasına yazıyor da tarifin nasıl yapıldığı ayrıntılı olarak açıklanmıyor. Bu nedenle kitaba saf roman gözüyle bakmakta fayda var.

Kaynak

 

Yazıyı Paylaş

Pin It

Benzer Yazılar

    Benzer yazı bulunmamaktadır.

Yorumlar

  • 07 Haziran 2012 tarihinde Joey Potter dedi ki;

    Bende filmi izlemiştim yıllar önce kitabına baktım geçenlerde internette baskısı kalmamıştı. Sizin blogunuzda görmek bu kitabı-filmi çok mutlu etti beni. :) Yine çok güzel bir yazı olmuş:)

  • 07 Haziran 2012 tarihinde Aylin Türkşen Aysel(Yazar) dedi ki;

    Film de kitap bulunamıyor demek bir türlü, hay Allah

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad:
    Yorum: